Bornova Bornova



Bornova bornova...


Hayır hayır pornova pornova demek daha uygun olacaktır...


2009 Antalya Altın Portakal Film Festivali En İyi Film Ödülü
2009 Antalya Altın Portakal Film Festivali En İyi Erkek Oyuncu Ödülü
2009 Antalya Altın Portakal Film Festivali En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü
2009 Antalya Altın Portakal Film Festivali En İyi Kurgu Ödülü

2009 Antalya Altın Portakal Film Festivali Sinema Yazarları Derneği Ulusal Jüri Ödülü'nü almış bir film.


Bu tarz festivallerde ödüllü filmleri hiç sevmemişimdir. Lakin bir İzmirli olarak bu filmi gerçekten izlemek istemiştim. Öner Erkan'ın da az cok tanımam ve film hakkındaki yorumlarının da etkisi büyük oldu. Seanslarına baktigimda İzmir'de bile sadece iki yerde gösterimdeydi ve  İzmir'de bulunamamam sebebiyle izleyememistim. Hatta izleyemediğim için üzüldüm desem yeridir.


Aradan bir ay kadar gecti ki Balıkesir'de Avatarı 3d izlemek için Şan Sineması'na bakıyorduk ki, bornova bornova yazısını gördüm. Miyop olan gözlerime inanamadım. Hemen 21:30 seansina aldim biletlerimizi.


Zaten dandik bir sinema toplasan 40 tane koltuk yoktur. ve film başlıyor... Başlar başlamaz Altay'ımın amblemini görmem ile mutlu oluyorum. Sırtımı iyice yaslıyorum koltuğa iyi bir film için hazırlıyorum kendimi lakin hayatımın en berbat filmini izleyeceğimden haberim yok...


Küçük bir hayat, karamsarlık, sınıf atlama, psikolojik sorunlar, ahlaki değerleri maddi değerlere dönüştüren ve hatanı cinsellik üzerine kurmuş insanlar... Hepsi bu kadar iğrenç anlatılabilirdi.






Film 4 karakterden olusuyor. Hakan(Öner Erkan), Özlem(Damla Sönmez), Salih(Kadir Çermik) ve Murat(Erkan Bektaş). Ufak ufak bahsedeyim. Hakan: futbol sevdasına düşmüş ve bu nedenden dolayı lise mezunu bile olamamış biri Ki bunu geçirdiği ağır sakatlıktan sonra anlıyor. Elinden hiçbir iş gelmiyor bu yüzden vaktini serseri Salih'in yanında geçiriyor. Özlem: Orta halli bir ailenin meslek lisesine giden kızı. Hakan'ın aşık olduğı kız. Anadolu lisesine giden zengin bir sevgilisi var. Cigara ve hap muptelası. Bu yüzden de Salih'in tecavuz girişimine maruz kalacak. Bu saldırı onda tranva yaratıyor ve Hakan'ı Salih'in ölmesi için zorluyor ve bunda başarılı oluyor. Yani filmin merkezini oluşturuyor. Salih: Elinde olan tüm imkanları elinin tersiyle itmiş, serseriliğe vurmuş kendini. Filmde en çok konuşan adamdı bir de. Murat: Felsefe okuduğu halde porno ve erotik dergilere fantaziler satarak evinin kirasini anca ödeyen, Salih'in çocukluk arkadaşı. Perişan bir görüntüsü var. Hakan'ın Salih'i öldürmesine şahit olduğu olduğu için bunu şantaja çevirip düzenli olarak eli Salih'in cebinde.






Film temel olarak 2 sahne de çekilmiş. Bakkalın ve bir kapının önü. Eski olayları ise açılan küçük bir pencereden anlatılmakta. O da ayrı berbatlık. Tamamen cinselliğe dayatılmış bu filmde diyalogların nasil monologlara dönüşebileceğini de bariz bir şekilde göstermekte. Oluşan diyaloglar ise tamam küfür. nedendir bilmiorum yahut anlamadm ama reeldekinde bile çok küfür vardı. ve şive. Ege şivesi belki de İzmir şivesine bir modernlik getirilmiş. yahut tamamen oyuncuların kötü işi. ki Öner Erkan da İzmirlidir. Onun bile konuşamaması çok ilginçti. Senaryo ve karakterlerin dışında bu bile çok sahte duruyordu. Kurgu? Zaten yoktu... Ve tabii bir finali de yoktu, final beklemeliyiz her filmde lakin film bitmedi. Sanki yarıda kesilmiş gibiydi.



Filmde olması gereken bir etki olmadığından ve filmin temposu git gide düşmesi izleyici sıkmıştı. Ve İzmir hatunlarını cinsel aktivitesi zirvede olan ve hiç bir ahlaki değer tanımayan birileri olarak gösterilmiş. Ki bornovadaki erkeklerin de psikopat ama hayat karşısında ezilmiş birileri olarak gösterilmiş. Altay Spor Kulübünü de vefasızlıkla sçluyor gibiydi de bunun pek önemi yok tabii ki. Film için şunu diyenlerde mevcut: izleyici kendini hiçbir karakterle özdeşleştirilmemesi sağlanmış. Ve yine aynı kişiler filmin gerçekçiliğini savunuyor. Gülünç oluyor. Belkide fantastik erotizm adinda yeni bir akımin başlangıcıdır, belli mi olur.


Filmin son sahnesi gayet karışık. Özlem hamile, Salih taksi şöförü olmuş, Murat şantaja devam ve ölümün ona da yaklaştığında dem vuruluyor ve film bitiyor. Filmde hiçbir tepki olmaması ve iğrenç bir yerde kapalı bir şekilde bitmesi dumur ediyor izleyiciyi. Sinirlendiriyor.  Küfürlerin buluduğu ve anlamsız, iğrenç bir film izlemeye kendimi zorladığım için yerin dibine girmenin haricinde film bitince gülme krizine giriyorum, akabinde gülen 10 kişi kadar da gördüm. Geri kalanlar ise ya bu filmi öneren arkadaşını azarlıyor ya da montunu eline almış acil şekilde oradan uzaklaşmak istiyor...

Filmin anlatmak istediği basitmiş aslında: marjinal olan her şey güzel değildir.





4 Kisi Yorum Buyurdu:

Mathilde Tahon dedi ki...

hayıırrr :( çok istiyodum izlemek bunu. iyi bişey olmalıydı :(

Radical Brain dedi ki...

izle tabii ki. goruslerin farkli olabilir. supersiniflar begeniyormus.

cinnamoncherry dedi ki...

anlamsız gelen filmleri anlamış gibi yapıp 'cihangir'li davrananların olduğu bir ülkede bu filmin ödül almasına şaşırmamak lazım.
daha kötüsü inin bknz: zeynep in sekiz günü filmi.

Radical Brain dedi ki...

tabii ki daha kotusu vardir lakin su an daha kotusu yok. benim icin.

 
©2009 Radical Brain | by TNB